facebook hakkında konuşuyor nedir

Facebook’ta popüler bir tane sayfayı yönetiyorsunuz. İçerikler oluşturuyor, görseller ekliyor,  karşılığında sürekli geri bildirim alıyorsunuz. Belli aralıklar ile sayfanızın gerçek değerini ölçmek için kaç kişiye ulaştığınızı öğrenmek istiyorsunuz. O halde bu yazımız tam size göre, çünkü ne ile uğraştığınız hakkında size fikir verebilir.

 

Facebook sayfa yönetiminde hangi istatistiklere bakmamız gerekir?

Facebook’ta içerik ve günlük gönderilerle ilgili istatistiklere ulaşmanız, ölçmeniz gerekiyor. Bu istatistikler sizin içeriklerle ilgili gerçek veri alabilmemizin neredeyse tek yolu. İlgili olduğu söylenen diğer veriler sizi yanlış yönlendirebilir. Ama bire bir gönderilerinizle ilgili Facebook’un sunduğu bu veriler işinize yarayacaktır.

Facebook’ta bulunan bu 6 ayrı ölçüme nereden baktığımızı, neden bakmamız gerektiğini inceleyeceğiz.

  •  – Kitlenize ulaşmak ve sayısını öğrenmek

Hayran erişim sayısı, aslında sayfada gönderilen tüm içerikleri görebilen kişi sayısı demek. Bu sayı, direkt olarak sayfanızın içeriğine ulaşan kişileri gösterir, yani herhangi bir başka arkadaşının beğenme, paylaşma eyIemlerinden bağımsız oIan görüntülenme sayısıdır. Başka bir arkadaşın eyIemlerinden dolayı ortaya çıkan görüntülenme sayısı “viral” görüntülenme olarak kaydedilir.

Sayfanın aktif, potansiyel hayranlara ulaşım sayısına nereden ulaşılabilinir?

Bu oranIara Facebook içerisinden uIaşabilmek mümkün değil, ama MS Excel (.xls) formatında indirebiImek mümkün.

facebook-hakkinda-konusuyor-nedir

————————————————————————————————————————–

facebook-hakkinda-konusuyor-nedir_125

————————————————————————————————————————–

facebook-hakkinda-konusuyor-nedir_48154

———————————————————————————————————————–

Hayran ulaşım istatistiklerini öğrenebilmek neden önemlidir?

Bu ölçüm belki de diğerlerinin arasında en önemIisi, anahtar gösterge diyebiIeceğimiz türün içerisinde. Çünkü tam olarak içeriğinizin ne kadar kaIiteIi oIduğunu ve hayranIarınıza nasıl ulaştığını göstermektedir.

Tabii bu, aynı zamanda sizin üyelerinizin sayfa gönderiIerinizi gerçek manada ne kadar takip ettiğine de bağlı. Çünkü içeriklerinizi görüntülemeyen kullanıcıların haber kaynağı, bir süre sonra ilgi eksikliği yüzünden gönderiIerinizi daha az yayınlamaya başIar.

  • – Organik İstatistikler

Organik istatistikler, sayfanızda gönderdiğiniz bir içeriğin, sayfayı beğensin ya da beğenmesin herhangi bir şekiIde kaç kişinin gördüğünü söyIemektedir.  Hayran ulaşım sayısı iIe  beraber, organik istatistikler yalnızca direkt oIarak görüntüIenme sayılarını kaydeder.

Bu iki istatistiğin arasındaki farkı tekrar beIirtmek gerekirse; organik istatistikler, sayfanın beğenmiş oIsun ya da olmasın, sayfaya direkt olarak ulaşabilen ya da içeriği görüntüIeyebiIenlerin sayısını kaydeder.  Hayran ulaşım istatistikleri ise, yaInızca sayfanızı beğenmiş kişilerle oluşturulur.

Organik İstatistiğe nereden ulaşılır?

Organik istatistiklere uIaşmak çok daha kolay çünkü sayfanızın kendi arayüzünde buIunmaktadır. Her bir gönderinizin altında bulunan görüntülenme sayısının üzerine tıkIayarak, o gönderinin viral ve organik görüntülenme oranIarına rahatIıkIa uIaşabiIirsiniz.

facebook-hakkinda-konusuyor-nedir_6285

—————————————————————————————————————————-

Organik istatistikler, sizin gönderiIerinizin, zaten üye olmayan kişilere ne kadar uIaşabildiğinizi de gösterir. Yani eğer hayran ulaşım sayınız ile organik istatistikleriniz birbirine yakın ise bu demektir ki; içerikIeriniz sayfanızı beğenen insanların dışına pek çıkamıyor.

Eğer bir blog siteniz ya da farklı bir web siteniz var ise,  bu kanal üzerinde bir Facebook beğeni kısmı oIması mantıklı bir hareket olacaktır. Bu sayede organik istatistiğinizi yani Facebook dışından size ulaşabilen insan sayısını arttırabiIiyor oIacaksınız.

  • – Etkileşim oranı

Etkileşim oranını en iyi şekiIde tanımIayacak olursakgönderilerimizi beğenen, paylaşan ya da bu gönderilere yorum yapan kişi sayısıdır.

Bu sayı, yorum yapan kişiIerin isimlerine tıklayan, ya da yapıIan yorumları beğenenlerin istatistiklerini de içerir. Hatta sayfanızı şikayet eden, gönderilerinizi gizIeyen ya da kısıtlayanların da (olumsuz geri bildirim) istatistiklerini içerir.

Her gönderinizin etkileşim oranını görebilmeniz için, istatistikler bölümünde inceIemek istediğiniz içeriğe tıklayarak “etkileşimde bulunanlar” kısmından görebilirsiniz.

facebook-hakkinda-konusuyor-nedir_365482

———————————————————————————————————–

Etkileşim oranı sayfanızın performansını ölçebilmeniz için en önemIi ikinci ölçüm oranı sayılabilir. GönderiIerinizin ne kadar çok kişiye ulaştığının bir noktadan sonra pek bir önemi oImayabiIir. Asıl önemli olan bu paylaşımIarınızdan ne kadar geri bildirim alabildiğiniz oluyor. Etkişelim oranı, bu performansı ölçümleyebilmenin tek yoIu.

Etkileşime giren kuIIanıcı sayınızı , toplamda ulaştığınız kişi sayısına böler ve 100 iIe çarparsanız eIde edeceğiniz oranı karşılaştırma yapmak için kuIIanabilirsiniz. Örneğin; iki farkIı gönderi arasındaki kaliteyi ölçümlemek isterseniz, her gönderi için bu oranı bulmanız ve karşılaştırmanız en iyi yoI gözükmektedir.

facebook-hakkinda-konusuyor-nedir_358255

—————————————————————————————————————————

  • – Hakkında konuşanlar oranı

Sayfa istatistikleri içerisinde buIunan “bunun hakkında konuşanlar” sayısı, genelde pek fazIa kişi tarafından bilinmez.  “Bunun hakkında konuşanlar” sayısı aslında sadece  3 etkiIeşimi hesaplıyor: beğeniler, yorumlar ve payIaşımlar.  Yani aradaki asıl farklılık; bu oranın, sayfayı beğenen insanların arkadaşlarına ne yaptıklarını göstermek amacıyIa yaptığı etkileşimlerin altını çizmek.

“Hakkında konuşanlar” istatistiği nerede bulunur?

Bu oranIarı bulmak oldukça kolay, istatistik sayfanıza geçtiğiniz zaman, bu konu hakkında konuşanlar ile iIgiIi ayrı bir bölme mevcut.

Bu istatistik aslında tam anIamıyla viral oran. Facebook’ta bir konu ya da marka iIe iIgii sayfa açmanın başIaca amaçlarından bir tanesi mevcut hayranlarınızın çevrelerine ulaşabilmektir. Yani aslında sayfanızı beğenen takipçilerinizden kaçının sizin paylaşımınızı çevreyesine yayınIadığını gösteriyor. Yine de bu oranlara çok fazla güvenmemek Iazım. Çünkü, Facebook kendi belirlediği bazı filtrelere göre bu oranı kısıtIamaktadır.

facebook-hakkinda-konusuyor-nedir_358278

———————————————————————————————————————-

  • – Tıklama Oranı

Tıklama oranı, eğer bir web siteniz varsa ya da internet üzerinden rekIam veriyorsanız muhakkak aIışık oIduğunuz bir oran. Facebook içerisindeki mantıkta tam olarak aynı anIamda çaIışmakta. Yani bu oran, sayfanızı beğenenlerin kaçının verdiğiniz bir linki tıkladığını, videonuzu görüntüIediği ya da yüklediğiniz bir resmi geniş ekran açtığını saymaktadır.

Tıklama oranı nerede bulunur?

İstatistikler sayfanızda, etkileşim oranlarına geIdiğiniz zaman içeriğinizi tıkIayan kullanıcı sayılarına da uIaşmış oIursunuz.

Eğer gönderiniz bir link ise, “bağlantıya tıklamaIar”, video ise “ videoyu tıklamalar”, resim ise “fotoğraf görüntülemeleri” olarak gösteriIir.

facebook-hakkinda-konusuyor-nedir_78789799

——————————————————————————————————————

İçerikleriniz ile kaç kullanıcının ilgilendiğini, hatta bir adım öteye geçerek o içeriği paylaşarak vakit harcadığını görebiImek güzel bir özeIIik.

  • – Olumsuz Geri Bildirim

Olumsuz geri bildirim, bir takipçimizin sizin hakkınızda kötü bir yorumda ya da etkiIeşimde bulunmasıdır. Olumsuz geri biIdirimlerin, en kötü yanlarından bir tanesi, içeriği beğenmeyen kuIIanıcıların her akışında bu bildirimin görüntülenmesidir.  Tüm gönderiIerinizin ya da tek bir gönderinizin gizIenmesi ya da spam olarak belirlenmesi ayrıca oIumsuz geri bildirim olarak istatistiklere düşmektedir.

facebook-hakkinda-konusuyor-nedir_782315

——————————————————————————————————————————

Bu istatistiğin önemi Eylül 2012’den beri özeIIikle artmıştır. Çünkü Facebook bu tarihten itibaren , olumsuz geri bildirim oranı yüksek sayfaların içerikIerini kısıtlamaktadır. Yani, bu orana göre içerikIer daha az kişiye gösterilmektedir. Tabii ki bu, olumsuz geri biIdirimi düşük olan sayfaların içerikleri daha fazIa kişiye gösterilmesi anlamına da geliyor.

Eğer Facebook üzerinden markanızı güçIendirmek istiyorsanız, özellikle olumsuz geri biIdirimlerinizi düşürmeye yönelik çalışmalar yapmaIısınız.

Tüm bu oranları anIamak ve inceleyebilmek göz korkutucu oIabiIir. Ama bir kez bu oranIara aşina olup ne anIama geldiklerini tam manasıy ile öğrendiğiniz zaman, üçüncü parti yazılımlar aracılığı ile oranları koIayca inceleyebilirsiniz. Umarız bu yazı Facebook sayfanızın daha kaliteli ve geniş içerikIer sunmasına da yardımcı olur.

Devir Artık Teknoloji Devri

Artık hepimizin elinde ileri derece elektronik cıhazlar var.
Herkesin evinde internet var. İnternet olduğu için bilgisayar, tablet yada mutlaka cep telefonu var. Hatta unutmadan söyleyeyim Smart teknolojisi ile internetli televizyonlar da var.
Kısacası hepimizde yemek yeme gibi temel ihtiyacımızmış gibi teknoloji var.
Facebook, Twitter gibi sosyal medyaya girmeden, sevdiğimize cep telefonundan mesaj atmadan yatamıyoruz.
4 yaşındaki yeğenim okuma yazması yok bilgisayarı ustaca kullanıyor, Google’a giriyor istediği oyunun harflerini yazıyor ve oyununu oynuyor.
Bu çok büyük bir başarıdır diyebilirim.

 

Herşey çok güzel değil mi?
Ama  çocuklar sokakta oyun oynamayı, gençler de ders çalışmayı unuttu.
Hepsinin sosyal paylaşım sitelerinde adı var sanı var.
Bilgisayar karşısında oyun oynuyorlar, ya sosyal paylaşım sitelerinde fink atıyorlar.
Biz böyle miydik peki?
Sokaktan, parktan gelmezdik evimize.
Top oynardık, saklambaç oynardık, misket oynardık, kızlar sek sek oynardı, ip atlardı.
Gece komşuya gidersek kağıt kalem alır isim şehir oynardık.
Bu isim şehir oyunundan saçma da olsa değişik birşeyler üretir tartışırdık.
Ayşegül kitapları okurduk, “Ayşegül – Hayvanat Bahçesinde, Ayşegül – Ormanda, Ayşegül – Kampta “ gibi sanki bitmez tükenmez kitaplar.
Sonra biz Susam sokağı, Temel Reis,  Taş Devri, He Man, Tom ve Jerry, Heidi, küçük ev izlerdik.
Ama bizde her dakika çizgi film yayınlayan kanallar yoktu. Belli başlı saatleri vardı programların.
Koşturmaktan, ip atlamaktan, top oynamaktan kilo almazdık ki, çok mutluyduk çocukken biz.

Aslında teknoloji değil bunların sebebi.
Bilinçsizce kullanım bana göre.
Çalışan büyüklerin gönlü rahat, bırakıyorlar çocuklarını bilgisayarın başına, televizyon karşısına, onlar işinde gücünde çocuklar bilgisayarın, televizyonun karşısında.
Akşam geliyorlar yemeğe çocuklarını çağırıyorlar. Çocuklar bilgisayar ya da televizyon karşısında.
Hiçte rahatsız olmuyorlar. İşte bütün sebep bu.
Ondan sonra çocuğun gözleri de çabuk bozulur, obez de olur, mutsuz da.
Evde çocuklara değil kendimize bile vakit ayıramıyoruz.
Yemek yiyoruz televizyon karşısında. Aile sohbeti diye bir şey yok.
Yemekten sonra ya dizimiz, programımız var ya da bilgisayar başında internetteyiz.
Önlem.
Biraz önlem almalıyız sağlıklı bireyler yetiştirelim topluma. Yemek yerken televizyon izlemeyip en azından ailemizle sohbet etmeliyiz.  Teknoloji bağımlısı olmadan sevdiklerimizle, ailemizle vakit geçirmeliyiz.
Bir şeyler değişmeli artık mutlu olmaya çabalamalıyız, durumumuzu güncellemeye değil

3D yazıcı ile daha rahat nefes alan soluk borusu yaptılar

3D yazıcılar ın yan ürünleri üretme konusundaki başarısı birçok sektöre can verecek. Ancak daha da önemlisi, 3D yazıcılar ın insan hayatına direkt olarak etki edeceği medikal kullanımlar şimdiden hayat kurtarmaya başladı bile.

 

 

ABD’de bir çocuğa 3D yazıcı dan çıkartılan 100 parçalık bir soluk borusunun nakil edilmesinden sonra, şimdi de yine tamamen 3D yazıcı dan çıkartılan ve nefes almanın daha kolay olduğu bir soluk borusu ürettiler.

St. Luke ve Roosevelt Hastanesi araştırmacılarıyla birlikte Dr. Faiz Bhora geliştirilen bu soluk borusunun yakın gelecekte insanlara nakil edilebileceğini söylüyor.

 

Üretilen soluk borusu biyonik materyaller kulanılarak geliştiriliyor, bu nedenle soluk borusunda kök hücreler de bulunuyor. Böylelikle yakın gelecekte insan dönorlar yerine sadece 3D yazıcılar a ihtiyaç duyarak birçok organ nakli mümkün olmuş olacak..

Hiç kimseyi inandırmayı başaramıyor

Apple CEO’su yemin üstüne yemin ediyor ama…

Apple ne yaptıysa, ne dediyse, bu konuda kimseyi inandıramıyor!

ABD’de patlak veren NSA skandalı, hükumetten çok ABD’li teknoloji devini vurdu.

ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın, Apple, Microsoft, Google, Facebook, Twiter ve bunlar gibi büyük teknoloji şirketlerini kendileriyle işbirliği yapmaya zorlayarak şirketlerin sunucularına yasa dışı olarak ulaştıkları ve dünyada bu şirketleri kullanan herkesin özel verilerini inceleme altına aldıkları ortaya çıkmıştı.

Skandal ABD hükumetini zora soksa da en ağır darbe, ABD’li teknoloji şirketlerine indi, dünya çapındaki hükumetler ve kullanıcılar, ABD’li teknoloji şirketlerinin ürünlerini kullanmamak veya alternatiflerine yönelmek yoluna gitmeye başladılar.

Şimdi Apple‘ın CEO‘u Tim Cook, skandalın ardından yaptığı açıklamalarda, Apple‘ın NSA‘ya kullanıcı verilerini vermediğini anlatmak için yırtınıyor. Bir haber kanalına konuşan Tim Cook, NSA‘ya sunucularına erişim izni vermediklerine dair yemin etti. Söylenenlerin çoğunun doğru olmadığını idda etti.
Apple_CEO_timcook

————————————————————————————————————————
Ancak ne var ki, casusluk dünyasına yeminlerin, sözlerin hiçbir değeri yok, bu dünyada yalan, inkar bir numaralı enstrüman olduğu için, artık kimse ne Apple‘ın ne diğer teknoloji şirketlerinin sözlerine inanmıyor. Hatta Rusya Başbakanı Putin, basın karşısına bulduğu her fırsatta ABD’nin devlet liderlerini dinleme faaliyetleri ile dalga geçen espiriler yaparak NSA skandalına sürekli göndermede bulunuyor. NSA skandalını deşifre eden Edward Snowden‘in açıkladığı belgelerde ABD’nin, en önemli müttefiklerinden Almanya’nın başbakanını hiç çekinmeden dinlemiş olduğu açıkça görülüyor. Dolayısı ile, artık dünyada kimse ABD’li şirketlerin sözlerine itibar etmiyor.

Tim Cook, zarar gören şirket imajını toparlamak için ise yakında çok daha şeffaf bir şirket olacaklarını ve kullanıcıların her şeyi görebileceklerini iddia ediyor ancak bunun da insanları ikna etmek için yeterli olmadığı açık.

HP Hem Windows 7 hemde Windows 8

HP kullanıcılarını düşündü ve istedikleri gibi Windows’un sistemlerine göre uyumlu ürünlerinden alabileceklerini belirtti.
HP, geçen hafta itibari ile “Talep doğrultusunda geri döndü” mottosu kullandığı yeni online satış kampanyasını başlatmış, Windows 8 yerine 7 kurulu olan yeni bilgisayarlarını ana sayfasında sergilemeye başlamıştı… İşte bu durum, PC devinin, Windows 8’den vazgeçip Windows 7’ye döneceği söylentilerini de beraberinde getirmişti.

Etrafta gezinen dedikodulara daha fazla direnemeyen HP, sonunda kendi resmi blog sitesi üzerinden bir açıklama yaptı. Amaçlarının sadece kullanıcılarına işletim sistemi seçme hakkı tanımak olduğunu beyan eden HP, “Kullanıcılarımızın ihtiyaçlarını giderecek, onlar için doğru bilgisayarı satmaya çalışıyoruz” dedi.
hp

Blog üzerindeki açıklamaların devamındaysa HP, an itibarı ile Windows 8, Windows 7 ve hatta Android işletim sisteme sahip ürünler sattığının altını çizdiği gibi, Microsoft’un en son üretilen sistemlerini satmak için ellerinden geleni yaptıklarına da değindi: “İnsanlar nasıl bir bilgisayar alırlarsa alsınlar, ürünlerimizin onları mutlu etmesini istiyoruz. Herhangi bir şekilde Windows 8’den vazgeçmedik. Böyle bir düşüncenin aklımızda olmadığını sizlerin de iyi kavramasını umuyoruz. Windows 7 kurulu şekilde satışa sunulan beş farklı ürünün aynısını Windows 8 kurulu şekilde de piyasaya sürdük. Unutmamak gerekir ki ürün yelpazemizde birçok farklı Windows 8 kurulu dizüstü ve masaüstü bilgisayar bulunmakta.”
kay.Chip

Farelerde Alzheimer hastalığını durduran doğal bileşik bitkilerde

Yaşlanınca bunamadan korkmayan kim var? ,kendini bilmeden öylece bomboş bakmayı kim ister ,bu hastalıktan muzdarip insanların bakımı da zor,yıllardır araştırılan bu hastalıla ilgili yeni haberler var .
Salk Enstitüsü’nden bilim insanları bazı meyve ve bitkilerde, farelerde Alzheimer hastalığından kaynaklanan hafıza kaybını durduran doğal bir kimyasal olduğunu keşfettiler. Yapılan deneylerde normalde bir yıldan küçük farelerde içinde geliştirilen Alzheimer semptomlarının fisetin adı verilen bir flavonol bileşiği sayesinde ilerleyen progresif hafıza ve öğrenme kayıpları engellendi. Buna rağmen bu ilaç beyindeki amiloid plaklarının değiştiremiyor. Bu plaklar Alzheimer hastalığına neden olan protein birikmelerinden oluşuyor. Yeni araştırma Alzheimer semptomlarının beyindeki bu plaklardan bağımsız olarak tedavisini öneriyor.

“ Şimdiden normal hayvanlarda fisetinin hafızayı geliştirdiğini tespit ettik. Bu çalışma sayesinde Alzheimer ‘ın hayvanlar üzerindeki etkileri gösterilmiş oldu,” diyor Salk Enstitüsü Nörobiyoloji Laboratuvarı’ndan kıdemli bilim insanı Pamela Maher.
çilek-alzheimer-gerçekbilim-300x300
On yıldan daha öncesinde Pamela Maher fisetinin nöronları yaşlanmaya karşı koruduğunu keşfetmişti. Pamela ve meslektaşları bu çalışmadan beri, hücre kültürleri ve fare çalışmalarını izole ederek bileşiğin beyin hücreleri üzerinde hem antioksidan hem de antienflamatuar etkileri olduğu gözlendi. En sonunda fisetinin hücre yollarında barınarak hafızayı etkilediği anlaşıldı.

Bu bileşikler ise salatalıktan, çileğe pek çok bitki ve meyvede yer alıyor.

Farelerde Alzheimer’a bağlı iki gen mutasyona uğratıldı. Sonrasında fareler üç aylıkken yemeklerine fisetin konmaya başlandı.Fareler yaşlandıkça hafıza ve öğrenme yetenekleri test edildi. Fisetin verilmeyen farelerin bilyalarla yapılan testlerde öğrenme zayıflığı gösterdiler. Fakat fisetin alan fareler Alzheimer olmayan fareler yani normal fareler gibi verilen görevleri yaptı.

Maher ; “Alzheimer başlamış olsa bile fisetin semptomları engellemeye devam ediyor.” diyor.

Fisetin alındığında p35 adı verilen proteinin bloke edildiği gözlendi. P35’in kısaltılmış versiyonunun pek çok hücre içi moleküler yolu açıp kapayan bir anahtar olduğu biliniyor. Bir sonraki adımsa, farelerde etkili olan fisetin tedavisinin insanlarda etkileri araştırılacak.

Denize dökülen petrolu temizleyen nanosüngerler

Deniz kazalarında, petrol taşıyan gemilerin döktüğü yakıt kolayına temizlenemiyor ,bunun sonuncunda birçok canlının ölümüne sebep olmakta .
Bilim adamları bu konu üzerinde uzun zamandır çalışmakta .
Bilim insanları tarafından geliştirilen kükürt ve demir içeren karbon nanotüp sünger sayesinde denizleri kirleten, petrol, gübre, pestisitler veya ilaçlar gibi kirleticiler daha etkili şekilde temizlenebilecek. Manyetik özellikler gösteren bu nanosüngerler sayesinde kirleticileri çevreden uzaklaştırılması daha kolay olacak.

Daha önce de 2012 Nisan ayında karbona bor ilave edilerek tekrardan kullanılabilir ve petrol emen nanosüngerler geliştirilmişti. Daha önce yine Roma Üniversitesi’nde yapılan araştırmada demir ve kükürt yerine bor kullanılmıştı.

Fizik Enstitüsü’nden göre araştırmacılar karbon nanotüp (CNT) prosesine kükürt ekleyerek süngerlerin ortalama boyunu 2 cm’ e çektiler. Böylece nano süngerler porozite kazandılar. Porozitenin üç amacı var; batmazlık sağlamak, tekrardan kullanılabilir süngerler yapmak, demir ilavesiyle boşluk yaratmak. Demir ilave edilerek, ferosen formu yaratılarak yapının kontrolü kolaylaştı. Böylece mıknatıslarla kaplama sağlanabilir.

“Normalde karbon nanotüplerle petrolü okyanustan kaldırmak oldukça ince iş. Bu maddeleri okyanusa saldıktan sonra tekrar kaldırmak zor. Eninde okyanusa karışabilirler. Fakat bu çalışmayla biz nanotüpleri milimetre ve santimetre boyutunda sentezledik. Gözenekli yapıları sayesinde suda yüzebiliyorlar ve petrolü emdiklerinde kolayca kaldırılabiliyorlar. Böylece sızan petrole kolayca sıkılarak, sonradan yeniden kullanılabilir bu moleküller,” diyor Roma Üniversitesi’nden araştırmanın baş yazarı Luca Camilli.

Araştırmacılar nanosüngerlerin toksik organik çözücü diklorobenzeni sudan daha etkili bir şekilde kaldırdığını gösterdi. Önceki metotlara göre bu yöntemde 3,5 kat daha fazla madde emebiliyor. Bu süngerler bitkisel kütlelerinin 150 katına kadar emebiliyor ve motor yağını önceki metotlara göre kolayca emebilir.

Süngerler gözenekli yapıları sayesinde petrol ve solventler bu boşluklara kolaylıkla doluyor. Ekip şimdi bu nano süngerlerin ticari boyutta sentezi için yöntem geliştiriyor. Umarız bu yöntem işe yarar ve okyanuslardaki atıklar bir an evvel temizlenir.

Araştırma Nanotechnology. Dergisinde basıldı.
Bilim insanları tarafından geliştirilen kükürt ve demir içeren karbon nanotüp sünger sayesinde denizleri kirleten, petrol, gübre, pestisitler veya ilaçlar gibi kirleticiler daha etkili şekilde temizlenebilecek. Manyetik özellikler gösteren bu nanosüngerler sayesinde kirleticileri çevreden uzaklaştırılması daha kolay olacak.

Daha önce de 2012 Nisan ayında karbona bor ilave edilerek tekrardan kullanılabilir ve petrol emen nanosüngerler geliştirilmişti. Daha önce yine Roma Üniversitesi’nde yapılan araştırmada demir ve kükürt yerine bor kullanılmıştı.

Fizik Enstitüsü’nden göre araştırmacılar karbon nanotüp (CNT) prosesine kükürt ekleyerek süngerlerin ortalama boyunu 2 cm’ e çektiler. Böylece nano süngerler porozite kazandılar. Porozitenin üç amacı var; batmazlık sağlamak, tekrardan kullanılabilir süngerler yapmak, demir ilavesiyle boşluk yaratmak. Demir ilave edilerek, ferosen formu yaratılarak yapının kontrolü kolaylaştı. Böylece mıknatıslarla kaplama sağlanabilir.

“Normalde karbon nanotüplerle petrolü okyanustan kaldırmak oldukça ince iş. Bu maddeleri okyanusa saldıktan sonra tekrar kaldırmak zor. Eninde okyanusa karışabilirler. Fakat bu çalışmayla biz nanotüpleri milimetre ve santimetre boyutunda sentezledik. Gözenekli yapıları sayesinde suda yüzebiliyorlar ve petrolü emdiklerinde kolayca kaldırılabiliyorlar. Böylece sızan petrole kolayca sıkılarak, sonradan yeniden kullanılabilir bu moleküller,” diyor Roma Üniversitesi’nden araştırmanın baş yazarı Luca Camilli.

Araştırmacılar nanosüngerlerin toksik organik çözücü diklorobenzeni sudan daha etkili bir şekilde kaldırdığını gösterdi. Önceki metotlara göre bu yöntemde 3,5 kat daha fazla madde emebiliyor. Bu süngerler bitkisel kütlelerinin 150 katına kadar emebiliyor ve motor yağını önceki metotlara göre kolayca emebilir.

Süngerler gözenekli yapıları sayesinde petrol ve solventler bu boşluklara kolaylıkla doluyor. Ekip şimdi bu nano süngerlerin ticari boyutta sentezi için yöntem geliştiriyor. Umarız bu yöntem işe yarar ve okyanuslardaki atıklar bir an evvel temizlenir.

Araştırma Nanotechnology. Dergisinde basıldı.
Bilim insanları tarafından geliştirilen kükürt ve demir içeren karbon nanotüp sünger sayesinde denizleri kirleten, petrol, gübre, pestisitler veya ilaçlar gibi kirleticiler daha etkili şekilde temizlenebilecek. Manyetik özellikler gösteren bu nanosüngerler sayesinde kirleticileri çevreden uzaklaştırılması daha kolay olacak.

Daha önce de 2012 Nisan ayında karbona bor ilave edilerek tekrardan kullanılabilir ve petrol emen nanosüngerler geliştirilmişti. Daha önce yine Roma Üniversitesi’nde yapılan araştırmada demir ve kükürt yerine bor kullanılmıştı.
petrol-sızıntısı-önleme-300x223
Fizik Enstitüsü’nden göre araştırmacılar karbon nanotüp (CNT) prosesine kükürt ekleyerek süngerlerin ortalama boyunu 2 cm’ e çektiler. Böylece nano süngerler porozite kazandılar. Porozitenin üç amacı var; batmazlık sağlamak, tekrardan kullanılabilir süngerler yapmak, demir ilavesiyle boşluk yaratmak. Demir ilave edilerek, ferosen formu yaratılarak yapının kontrolü kolaylaştı. Böylece mıknatıslarla kaplama sağlanabilir.

“Normalde karbon nanotüplerle petrolü okyanustan kaldırmak oldukça ince iş. Bu maddeleri okyanusa saldıktan sonra tekrar kaldırmak zor. Eninde okyanusa karışabilirler. Fakat bu çalışmayla biz nanotüpleri milimetre ve santimetre boyutunda sentezledik. Gözenekli yapıları sayesinde suda yüzebiliyorlar ve petrolü emdiklerinde kolayca kaldırılabiliyorlar. Böylece sızan petrole kolayca sıkılarak, sonradan yeniden kullanılabilir bu moleküller,” diyor Roma Üniversitesi’nden araştırmanın baş yazarı Luca Camilli.

Araştırmacılar nanosüngerlerin toksik organik çözücü diklorobenzeni sudan daha etkili bir şekilde kaldırdığını gösterdi. Önceki metotlara göre bu yöntemde 3,5 kat daha fazla madde emebiliyor. Bu süngerler bitkisel kütlelerinin 150 katına kadar emebiliyor ve motor yağını önceki metotlara göre kolayca emebilir.

Süngerler gözenekli yapıları sayesinde petrol ve solventler bu boşluklara kolaylıkla doluyor. Ekip şimdi bu nano süngerlerin ticari boyutta sentezi için yöntem geliştiriyor. Umarız bu yöntem işe yarar ve okyanuslardaki atıklar bir an evvel temizlenir.

Araştırma Nanotechnology. Dergisinde basıldı.
Kaynak: Fizik Enstitüsü

Çöl bitkilerinden biyoyakıt üretimi

Dönüşümlü yakıt elde etmek tüm devletler için petrol krizini sona erdirecek gibi.Belkide uçuşa geçen petrol fiyatları bu şekilde ucuzlar.
Yenilik, hava ulaşım araçlarında kullanılacak biyoyakıt üretimini daha verimli hale getirecek.

Pilot proje, pek çok kurak bölgeyi de ilgilendiren, deniz suyu ile yetişen çöl bitkileri üzerinde deneme yapacak.

Boeing ve Birleşik Arap Emirliklerindeki araştırma ortakları, deniz suyundan beslenen çöl bitkilerinden bilinen tüm ham maddelerden daha verimli biyoyakıt üretilebildiğini ortaya koyarak, sürdürülebilir uçak biyoyakıtı geliştirme konusunda önemli bir atılım yaptı.

Abu Dabi’deki Masdar Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’ne bağlı Sürdürülebilir Biyoenerji Araştırma Konsorsiyumu (SBRC), Birleşik Arap Emirlikleri gibi kurak ülkelerde, biyoyakıt bitkilerinin üretimine destek verebilmek için bu projedeki bulguları test edecek.

SBRC Direktörü Dr. Alejandro Rios, “Halofit [tuzlu toprak bitkisi] adı verilen bu bitkiler, jet ve diğer taşıtlarda kullanılabilecek yenilenebilir yakıt kaynağı olarak beklentilerimizin üstünde bir umut vaat ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri, dünyanın başka bölgelerinde de uygulanabilme potansiyeli taşıyan, çöl alanlarını ve deniz suyunu inceleme ve sürdürülebilir biyoyakıt hammaddelerini araştırma konusunda lider konumundadır.” dedi.

Boeing, Etihad Havayolları ve Honeywell UOP tarafından finanse edilen SRBC, kendini, tüm kullanım süresi boyunca fosil yakıtlarına kıyasla yüzde 50 ile 80 arasında daha az karbon salınımı yapan sürdürülebilir uçak biyoyakıtının geliştirilmesine ve ticarileştirilmesine adamıştır. Etihad Havayolları Başkanı ve CEO’su James Hogan, “Etihad Havayolları, deniz suyuna dayanıklı bu bitkiler üzerinde yapılan araştırma sonuçlarından oldukça memnundur. Bu, çevremize uygun, yenilenebilir bir bitki kaynağından, gerçek anlamda sürdürülebilir bir uçak yakıtı geliştirme konusunda gerçek bir ilerlemedir” açıklamasında bulundu.

Halofit tohumları biyoyakıt üretimine uygun yağ içermektedir. SBRC araştırması, tüm bu ağaçsı bitkilerin pek çok hammaddeden daha verimli bir şekilde biyoyakıta dönüştürülebildiğini ortaya çıkardı.

Gelecek sene, SBRC bilim adamları Abu Dabi’nin tuzlu topraklarına iki ayrı halofit ekimi yaparak bir ekosistem denemesi yapacak.

Balık veya karides çiftliğinden çıkan atık deniz suyu tarafından beslenecek halofitler, büyürken suyu da temizleyecek. Bu su, okyanusa dökülmeden önce mangrov tarlasına akıtılacak. Her iki bitki de SBRC araştırması bulguları kullanılarak uçak biyoyakıtına dönüştürülebilecek. Dr. Rios’a göre “Dünyadaki suyun yüzde 97’sinin okyanuslarla, karanın ise yüzde 20’sinin çöllerden oluştuğu göz önünde bulundurulursa bu projenin küresel bir etkisi olacak.”

Boeing Ortadoğu Başkanı Jeffrey Johnson, “Boeing, uçak karbon emisyonlarının azaltılmasına çare bulmak konusunda kararlıdır ve sürdürülebilir uçak biyoyakıtı bu stratejimizin en önemli bileşenidir. Masdar Enstitüsü’nün biyoyakıt araştırması çok büyük bir potansiyel göstermektedir ve biz Abu Dabi’nin bu önemli alandaki liderliğini ve yenilikçiliğini alkışlıyoruz” dedi.

Başarısı Dünya Geleceğin Enerjisi Zirvesi’nde (World Future Energy Summit) duyurulan SBRC araştırması, Abu Dabi’deki sürdürülebilir uçak biyoyakıtı endüstrisine ivme kazandırmayı sürdürmektedir.
ileriki zamanda yapılan çalışmalar gelecek için çok önemli,Yenilik, hava ulaşım araçlarında kullanılacak biyoyakıt üretimini daha verimli hale getirecek.

Pilot proje, pek çok kurak bölgeyi de ilgilendiren, deniz suyu ile yetişen çöl bitkileri üzerinde deneme yapacak.

Boeing ve Birleşik Arap Emirliklerindeki araştırma ortakları, deniz suyundan beslenen çöl bitkilerinden bilinen tüm hammaddelerden daha verimli biyoyakıt üretilebildiğini ortaya koyarak, sürdürülebilir uçak biyoyakıtı geliştirme konusunda önemli bir atılım yaptı.

Abu Dabi’deki Masdar Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’ne bağlı Sürdürülebilir Biyoenerji Araştırma Konsorsiyumu (SBRC), Birleşik Arap Emirlikleri gibi kurak ülkelerde, biyoyakıt bitkilerinin üretimine destek verebilmek için bu projedeki bulguları test edecek.

SBRC Direktörü Dr. Alejandro Rios, “Halofit [tuzlu toprak bitkisi] adı verilen bu bitkiler, jet ve diğer taşıtlarda kullanılabilecek yenilenebilir yakıt kaynağı olarak beklentilerimizin üstünde bir umut vaat ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri, dünyanın başka bölgelerinde de uygulanabilme potansiyeli taşıyan, çöl alanlarını ve deniz suyunu inceleme ve sürdürülebilir biyoyakıt hammaddelerini araştırma konusunda lider konumundadır.” dedi.

Boeing, Etihad Havayolları ve Honeywell UOP tarafından finanse edilen SRBC, kendini, tüm kullanım süresi boyunca fosil yakıtlarına kıyasla yüzde 50 ile 80 arasında daha az karbon salınımı yapan sürdürülebilir uçak biyoyakıtının geliştirilmesine ve ticarileştirilmesine adamıştır. Etihad Havayolları Başkanı ve CEO’su James Hogan, “Etihad Havayolları, deniz suyuna dayanıklı bu bitkiler üzerinde yapılan araştırma sonuçlarından oldukça memnundur. Bu, çevremize uygun, yenilenebilir bir bitki kaynağından, gerçek anlamda sürdürülebilir bir uçak yakıtı geliştirme konusunda gerçek bir ilerlemedir” açıklamasında bulundu.

Halofit tohumları biyoyakıt üretimine uygun yağ içermektedir. SBRC araştırması, tüm bu ağaçsı bitkilerin pek çok hammaddeden daha verimli bir şekilde biyoyakıta dönüştürülebildiğini ortaya çıkardı.

Gelecek sene, SBRC bilim adamları Abu Dabi’nin tuzlu topraklarına iki ayrı halofit ekimi yaparak bir ekosistem denemesi yapacak.

Balık veya karides çiftliğinden çıkan atık deniz suyu tarafından beslenecek halofitler, büyürken suyu da temizleyecek. Bu su, okyanusa dökülmeden önce mangrov tarlasına akıtılacak. Her iki bitki de SBRC araştırması bulguları kullanılarak uçak biyoyakıtına dönüştürülebilecek. Dr. Rios’a göre “Dünyadaki suyun yüzde 97’sinin okyanuslarla, karanın ise yüzde 20’sinin çöllerden oluştuğu göz önünde bulundurulursa bu projenin küresel bir etkisi olacak.”

Boeing Ortadoğu Başkanı Jeffrey Johnson, “Boeing, uçak karbon emisyonlarının azaltılmasına çare bulmak konusunda kararlıdır ve sürdürülebilir uçak biyoyakıtı bu stratejimizin en önemli bileşenidir. Masdar Enstitüsü’nün biyoyakıt araştırması çok büyük bir potansiyel göstermektedir ve biz Abu Dabi’nin bu önemli alandaki liderliğini ve yenilikçiliğini alkışlıyoruz” dedi.

Başarısı Dünya Geleceğin Enerjisi Zirvesi’nde (World Future Energy Summit) duyurulan SBRC araştırması, Abu Dabi’deki sürdürülebilir uçak biyoyakıtı endüstrisine ivme kazandırmayı sürdürmektedir.

Etihad Havayolları, 18 Ocak tarihinde BAE’de rafine edilen biyoyakıt ile kısmen güçlendirilmiş Boeing 777-300ER (uzatılmış menzil) ile bir gösteri uçuşu gerçekleştirdi.

19 Ocak’ta, Boeing, Masdar Enstitüsü ve diğer ortaklar, biyoyakıt araştırması, hammadde üretimi ve arıtma kapasitesinde gelişim sağlamak amacıyla BIOjet Abu Dabi: Sürdürülebilirliğe Giden Uçuş Rotası adı verilen bir girişim başlattı.

Temizlik onlardan sorumlu olacak

Şimdi bu haberi okuyan erkek ise kadınlara iş kalmadı diye düşünebilir , bayanlar ise bu habere memnun kalacak. Bir evin tozunu her gün almak kolay değil , bunun için temizlikçiye verilen paralar da cabası.
Birçok insan için kabus olan ev temizliği gelecekte sadece bir düğmeye basılarak tamamlanabilecek. Ünlü beyaz eşya üreticisi Electrolux tarafından düzenlenen tasarım yarışmasının galibi “Mab” ismi verilen icat oldu.
healthy-homes-electrolux-announces-2014-desig-L-OLzroG
Kolombiyalı bir tasarımcı, evi kendi kendine temizleyen bir cihaz geliştirdi. Uçan küçük robotların kullanıldığı sistem için tek tuşa basmak yeterli.
Yarışmanın birincilik ödülünü alan ve gelecekten gelmiş gibi duran temizlik makinesi, evi taradıktan sonra kirli yerleri belirliyor ve temizlenmesi için arı benzeri küçük robotları bölgeye yolluyor. Kolombiyalı tasarımcı Adrian Perez Zapata tarafından tasarlanan cihaz, ev sahibi keyfine bakarken evin temizliğini gerçekleştiriyor.
temizlik robotu ve arıları
Milleyet’te yer alan haberde Zapata’nın, bir çiçekten polen alan arılardan esinlendiği belirttildi. Yarışmada, yemek hazırlayan üç boyutlu yazıcı ikinci sırayı alırken, temiz havayı çeken kent duvarı üçüncülük ödülünü kazandı. Bu temizlik yöntemini evlerde kullanabilmek için ise biraz beklemek gerekecek. Çünkü bu ürünün seri üretime geçmesi için henüz bir plan yok.
temizlik arıları

Cam üzerinde ızgara yapılabilecek düzenek üretildi.

Mutfağınızda balık ,et ve koku yapan ızgaralık neyiniz varsa artık bu üretilen cam düzenekle mutfağınız da koku olmayacak . Denizlideki bir üretici dünyada bir ilke imza attı .

Denizli’de bir firma, nano teknoloji kullanarak dünyada ilk kez cam üzerinde et pişirebilecek bir düzenek geliştirdi. Temperli ve desenli lamine cam üreten firma, camı tava olarak kullanabildiği gibi kalorifer peteği, yerden ısıtma veya otomobillerde camların buzlanmasını, buharlaşmasını engelleyecek sistem de yapabiliyor. Aymina Kompozit Lamina Cam ve Solar Panel’in sahibi Mustafa Aydeşkin, uzun yıllar süren araştırmaların sonucu ortaya çıkardıkları camın bu özelliğinin dünyada ilk olduğunu ileri sürüyor. Akdeniz Üniversitesi Kontrol Sistemleri Teknolojisi mezunu olan ve Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fizik Bölümü’nü bırakarak bir cam fabrikasında uzun yıllar ar-ge bölümünde çalışan Aydeşkin, camın bir yüzeyinin, “sol-jel” yöntemiyle elde edilen nano karbonla kapladıklarını, daha sonra da elektrik iletimi için bara hat döşeyip temperlediklerini ifade etti.

Cam yüzeyine pişirilen gıdanın yapışmaması için kendi ürünleri olan sol-jel yöntemini kullandıklarını belirten Aydeşkin, “Elde ettiğimiz nano seramik kaplamayı geliştirdik. Bu nano seramik kaplamayla ısıtılabilen camın yüzeyini kaplayıp ızgara olarak da kullanılabilmesini sağladık. Bu yapışmaz nano seramik kaplamayı bütün cam ürünlere ve metal ürünlerin boyalarının yüzeylerine kaplayarak yapışmaz bir özellik kazandırdık. Nano seramik, seramik veya teflon olarak bilinen kaplamalara eşdeğerdir. Onlardan en büyük farkı ise tamamen saydam olmasıdır.” dedi.

Ev hanımlarının mutfakta balık pişirdiklerinde kokudan çok rahatsız olduklarını belirten Mustafa Aydeşkin, cam ızgarada pişen etten koku gelmediğini söyledi: “Duman ve koku olmadan mutfakta mangal yapabilme, balık pişirebilme rahatlığına erişilecektir. Duman ve konunun olmamasının sebebi ısıtma teknolojisinin farklı olması, yağın ısı ile temas etse bile buharlaşacak kadar yanmamasından kaynaklanır. Bu tamamen ürünün kendine has bir özelliğidir. Nano teknoloji ile yapmış olduğumuz bu kaplamanın en büyük avantajlarından bir tanesi de ısı ve elektrik verdiğiniz alanın tümünün homojen olarak aynı sürede ısınmasıdır. Yani bu zeminden ısıtmada ve pişirme gereçlerinde ızgara olarak da lokal olarak, bölgesel olarak ısı farklılığı tamamen ortadan kalkar.”

Özellikle toplu alanlar olan AVM’lerde, büyük restoranlarda, otellerde rahatsız edici koku ortama yayılmadığı için cam tavanın çok büyük bir avantaj getireceğini belirten Aydeşkin, “Özellikle büyük restoranların davlumbaz ve baca sistemi kurmalarına gerek kalmayacaktır, çünkü pişen gıdanın ortama herhangi bir koku salımı olmayacaktır. Pişirici grubunda beyaz eşya sektörü ile halihazırda çalıştığımız için bu sektörle görüşmelerimiz devam ediyor, prototip aşamasına geldik. Otomotiv ve mimari sektöründe ise Almanya’dan bir firma bu konu ile çok ilgilendi. Özellikle nano seramiğin kaplamasında desteğini aldığımız İtalyan firması, bu konuda çok ilgili. Bu ürünün dünya pazarına çıkışı konusunda da ciddi bir talepleri var.” şeklinde konuştu.

Nano seramikle yaptıkları kaplamayı ızgara camlarına da uyguladıklarını ifade eden Aydeşkin, “Burada soğuk suyla ve deterjansız, hiç ovalamadan, sadece silerek temizleme avantajı vardır. Bu kaplama sadece ızgaralarla sınırlı değil, mevcut mutfaklardaki fırınlar, davlumbaz camları, ocak camlarının tümünde uygulanabilir bir üründür. Yani yemek taştığı zaman camdan yemeğin artan kısmını temizlemek gibi sıkıntılara tamamen çözüm getirecektir.” dedi.

Camın ısıtılmasına mimari ve otomotiv sektöründe büyük bir talep olduğunu ifade eden Mustafa Aydeşkin, “Özellikle otomobillerin arka camlarında bulunan kahverengi çizgilerin ortadan kaldırılması, panoramik tavanlı otolardaki terleme problemi, mimari camlarda buzlanma, buğulanma veya yerden ısıtma sistemleri için yeni bir çözüm getireceğini düşündüğümüz için böyle bir projeye başladık. Dünyada ilk defa bizim gerçekleştirdiğimiz bir çalışmadır. Tek camdan ve tamamen saydam olarak yapılmış bir üründür. Nano karbon temelli bir çalışmadır. Bu ürünü yapmamızdaki, yapılmasındaki en büyük farkı, düşük elektrikle çok kısa sürede ısınmasıdır. En büyük ayırt edici özelliği ise ısındıkça elektrik tüketiminin azalmasıdır. Bu ürün başlarda cam ızgara olarak düşünülmüştü fakat otomotiv ve mimari sektörlerinden de bu konuda talepler geliyor.” diye konuştu.

Camın, zeminden ısıtma sistemlerinde kullanıldığında metrekarede bir florasanın harcadığı elektriğe eşdeğer bir sarfiyatı olduğunu belirten Aydeşkin, “Isı yalıtımı olan bir binada ise bu, doğalgazdan bölgesel olarak tasarruflu bir hale de gelebilir. Isı kayıplarını düşürmek, buğulanmayı önlemek, ayrıca zeminden ısıtma sistemlerinde, özellikle kalorifer petek sistemlerindeki gibi toz kaldırma veya hava akımı gibi olaylar olmadığı için zeminden ısıtmanın da avantajlarını yanında getirecektir.” şeklinde konuştu.DENİZLİ (CİHAN)