Rosetta Dünya kuyruklu yıldız için gelecek sinyali bekliyor

Yıllardır devam eden, kuyruklu yıldızın yüzeyine robot indirmesi planlanan Rosetta isimli uzay aracı projesinde dönüm noktasına ulaşıldı.

Son iki buçuk yılı uykuda geçiren Rosetta dünyaya sinyal göndermesi için planlandığı gibi bugün TSİ ile 12.00’de yeniden harekete geçti.

 

Avrupa Uzay Ajansı’ndan yapılan açıklamaya göre Rosetta’nın düzgün çalışıp çalışmadığı yarına kadar belli olmayacak.

Rosetta’nın kuyruklu yıldızın yüzeyinde buzdolabı büyüklüğünde bir oyuk açması bekleniyor.

Fakat Rosetta uzay aracının öncelikli olarak buz ve toz kümesinin üzerinde manevra yaparak kuyruklu yıldızın yörüngesine girmesi gerekiyor.

Rosetta’nın 67P/Churyumov-Gerasimenko isimli kuyruklu yıldız ile buluşmasının Ağustos ayını bulması bekleniyor.

Küçük robotun kuyruklu yıldızın yüzeyine inmesinin ise Kasım ayında gerçekleşmesi bekleniyor.

Rosetta’nın yeniden çalıştırılması dünyadan 800 milyon kilometre uzaklıkta Jüpiter’in yörüngesinin yakınlarında gerçekleşiyor.

Rosetta ile bugün temas sağlanması bekleniyor. Almanya’nın Darmstadt kentindeki Avrupa Uzay Ajansı’nın merkezindeki kontrol panelinin ilk ışıklarının Türkiye saati ile 19.30 ile 20.30 arasında yanması bekleniyor.

Rosetta ilk temasın California’daki Amerikan uzay ajansının Goldstone radyo antenleri üzerinden gelmesi bekleniyor.

Sinyalin gelmemesi durumda Salı sabahına kadar herhangi bir müdahale yapılması planlanmıyor.

Darmstadt’taki ekip Rosetta’ya talimat vererek onu zorla uykusundan uyandırabilir. Fakat ona zaman vererek kendi kendine uyanmasını tercih ediyorlar.

Uzun dolambaçlı bir yol

Yörüngesi boyunca güneşten uzaklaştığından Rosetta’nın güneş panelleri en az düzeyde çalışıyor. Enerji tasarrufu için Rosetta 2011 yılında uykuda bekletmeye konmuştu.

2004 yılında fırlatılan uzay aracı kuyruklu yıldıza ulaşmak için dolambaçlı bir yol izledi.

Diğer gezegenlerin çevresinden geçerek onların yer çekimini kullanan Rosetta kuyruklu yıldızın yakalamak için gerekli hıza ulaşmaya çalıştı.

Uzay aracı şu ana kadar birçok önemli doğa olayına tanık oldu. Bunların arasında 2008’deki Stein,  2010’daki Lutetia isimdeki asteroitler in yakınından geçmek de yer alıyor.

Üç ayaklı Philae isimli robotun kuyruklu yıldızın yüzeyine indirilmesi süreci ise Rosetta’nın en zorlu görevi.

Avrupa Uzay Ajansı’nın Genel Müdürü Jean-Jacques Dordain NASA’nın Curiosity robotu Mars yüzeyine indirdiği yedi dakikalık zorlu süreci anımsatıyor. Dordain, Philae’nin kenetlenmesinin dört saati bulacak çetin bir görev olduğunu söylüyor.

Rosetta’nın amacı kuyruklu yıldızın güneşe yaklaştıkça hareketlerini takip ederek, gövdesinde gerçekleşecek değişiklikleri izlemek.

Kuyruklu yıldızın Güneş Sistemi’nin oluştuğu 4,6 milyar yıl öncesine kadar uzanan maddeler içerdiğine inanılıyor. Rosetta’nın göndereceği verilerin, uzay koşullarının nasıl geliştiğinin anlaşılmasına yardım edeceği düşünülüyor.

Dordain’a göre Rosetta’nın eşi benzeri olmayan amacı var. Dordain, “Kuyruklu yıldız tam, bizim kim olduğumuzun merkezinde olabilir” diyor.

bbc.co.uk

Renk değiştiren araba boyası paramanyetik

Üretici firmalar fazla kalmış arabaları olmayacak ilerki yıllarda , çünkü arabalarda renk sorunu ortadan kalkıyor , tabi bu renk işi her ürüne uygulanabilir belkide ,bundan sonra paramanyetik boya sayesinde istediğimiz renge döndürebileceğiz.
Paramanyetik anında istenilen herhangi bir renk olabiliyor! Tamamen son teknoloji ürünü olan ve ‘Paramanyetik boya’ diye bilinen yeni nesil araç boyaları ile boyanan araçları gören herkes adeta şaşkına dönüyor. Bilim-kurgu filmlerini andıran bu boya, hemen hemen bütün renklere anında dönebiliyor. Hali hazırda arge çalışmaları devam ettiği için hala piyasaya sürülmemiş bu boya, şimdiden milyonlarca insanı etkilemiş.
İçerisinde superparamanyetik demir oksit parcaciklari bulunan celige uygulanmis ozel bir polimer kullaniliyor. manyetitin (demir oksit) nano olcekteki kristal yapili parcaciklari dusuk dereceli bir manyetik alan yardimiyla kontrol ediliyor. bu sekilde kolloidal kristallerin mesafesinde yaratilan degisiklikler onlarin isigi yansitma ozelligini degistiriyor ve boylece farkli renkler ortaya cikabiliyor. Bu sistemin ozellikle otomobiller icin uygun olmasinin bir sebebi var. gereksinim duyulan daimi manyetik guc kontagin calistirilmasiyla birlikte alinabilir. bu sekilde kontak kapatildiginda otomobil esas rengi beyaza dönüyor.ayni anda tum renkleri secebilme ozelligine sahip olabiliyorsunuz ve renk degistirme islemi sadece bir saniye kadar suruyor.
honda-3
ren

Mobil projeksiyon cihazları

CES 2014 fuarındaki tüm yenlikler gibi , telefona birçok özellik yükleniyor , insan bir cep telefonundan daha ne isterki , işinizi kolaylaştırıp ofisinizi avucunuzun içine sığdırıyor.Android 4.2 işletim sistemli cihaz, internette yer alan fotoğraf ve videoları görüntüleyebilme yeteneğine sahip HDMI ve Wi-Fi Display bağlantı noktalarını bünyesinde barındıran cihaz, mobil cihazlarla da uyumlu şekilde kullanılabiliyor. 800×480 piksel çözünürlüklü 4 inçlik dokunmatik ekranında yer aldığı ZTE Projector Hotspot, fotoğraf ve videoları 120 inç’e kadar yansıtabiliyor ve 8 cihaza kadar LTE bağlantı noktası özelliği sunuyor. 12,7 x 12,7 cm’den biraz daha küçük boyut ölçüsüne sahip kare şeklindeki cihaz, yaklaşık 400 gram ağırlığında. 5.000 mAh kapasiteli bir pil kullanan cihazın 1080p desteği de bulunuyor.
Türkiyede Aiptek Türkiye distribütörü Kavi Dış Ticaret Genel Müdürü Salih OĞUŞ Mobil projeksiyon cihazı kullanımının iş hayatında ortak iş geliştirme, ofis içinde sunum yapma, yeni projelerden konut satışı gibi konularda yapılan toplantılarda, toplantı kalitesini fark edilir şekilde arttırdığına dikkat çekiyor. Aiptek Türkiye distribütörü Kavi Dış Ticaret Genel Müdürü Salih OĞUŞ bu konuda şu açıklamalarda bulunuyor. “Mobil projeksiyon cihazlarını kullanarak ürün ve hizmetlerinizle ilgili bol bol video, görsel, info-grafik yükleyerek sesli ve görüntülü bir ortam hazırlayarak müşterilerinize olağanüstü bir sunum yapabiliyorsunuz. Kısaca mobil projeksiyon cihazlarını görüşme esnasında dilediğiniz mekanda kullanarak müşterinin gözüne ve kulağına hitap ediyorsunuz. Bu durumda ürününüzü ve hizmetinizi, anlatmak istediğiniz konuyu müşterinizin net bir şekilde idrak etmesini sağlayabildiğiniz için satışlarınızı fark edebilir derecede arttırıyor.”
Projektörü i55’in teknik özellikleri!

•1Apple-tab-span” style=”white-space: pre;”> Yüksek kontrast (1000:1) ve DLP teknolojisi
•2 20,000 saatlik, enerji-tasarruflu RGB LED Ampuller
•3 50 ANSI lümen parlaklık ile 640 x 480 (VGA)
•4 150 cm (60”)’e kadar Ekran Boyutu
•5 Dahili bataryası iPhone 5 için bir güç bankası olarak kullanılabilir
•6 Uygulama olmaksızın ekranı bire bir yansıtır. Apple lightining AV adaptör ile iPhone 5 / iPad 4/ iPad
.7 Mini’yi bağlayabilirsiniz.
Dizüstü bilgisayarlar, tabletler, DVD oynatıcıları ve diğer akıllı telefonlar ile bağlantı için HDMI-Giriş destekler .
Emlak sektörü ,öğrenciler ,iş adamları , öğretmenler,gibi devamlı sunum yapacaklar için çok güzel bir alet , üstelik cebinizde olduğu için içine istediğiniz her yerden resim dosyalarını yükleyebilirsiniz .
emlak-danismanlarina-yardimci--3971031
emmiPHONE

Uzaktan kumandalı dev traktör 7250

Çifçilerde artık lüks ve teknolojiden faydalanabilecek,teknoloji ve üretim artıkça insanlar daha hızlı üretim daha az risk ve daha konforlu bir üretim yapmak istiyor. Cihan haber aldığımız bilgiye göre,
Türkiye’de yeşil traktörler olarak bilinen John Deere firmasının geliştirdiği bir traktör.
Tarım makinaları artık uzaktan kumanda sistemi ile çalışabilecek. Uydu alıcı sinyallerle çalışan bu tarım makinaları şoför hatalarına da artık “dur” diyor. Herhangi bir arıza verdiğinde, problemi mesajla bildiren bu akıllı traktörler, neredeyse her şeyi yaparak sahibine iş bırakmıyor. Şimdilik direksiyonu devre dışı bırakan bu akıllı traktörler, daha sonra da her şeyi uzaktan kumandaya bırakmaya hazırlanıyor.

Traktör ve biçerdöver gibi tarım makinalarında, uydu alıcısı sinyalleri ile çalışan otomatik kontrollü tarım makinalarıyla birlikte, traktörde ya da biçerdöver kullanan operatörler direksiyona dokunmadan tarlanın her tarafına ekim yapabiliyor. Ekimin yanı sıra traktördeki bilgisayarlı sistem ile tarlada ekip biçilecek alan uydu sinyalleri tarafından belirleniyor. Ekim yapılacak alan saptanıyor ve sıfır hata ile tüm işlemler gerçekleştiriliyor.
John Deere Türkiye Pazarlama Müdürü Mete Has, geliştirdikleri otomatik dümenleme sisteminin uydudan aldığı sinyallerle sürücünün ve traktörün konumunu belirlediğini ifade etti. Has, “Örneğin, mısır ekimi yapıyorsunuz veya bir sürüm yapıyorsunuz. Bunda direksiyona dokunmaksızın şoförün aynı şekilde hatasız bir şekilde tarlada dümdüz ekim dikim ve ilaçlama yapabilmesini sağlıyor. Onun dışında, arkasına taktığı ekipmanın ayalarını da tek bir ekrandan takip etme olanağına da sahip oluyorsunuz.” şeklinde konuştu.

Has, “Operatör ne kadar deneyimli olunursa olun bir operatörün yüzde 10 oranında hata yapmasının mümkün olduğu ortaya çıkmıştır. Örneğin üst üste bindirdiği iki kere aynı yeri sürdüğü ve ya hiç sürmeden boş geçtiği yerlerin yüzde 10 gibi bir alan kapladığını düşünürseniz 10 bin dönüm arazisi olan bir adamın, bin dönümde bu hatayı yapması söz konusudur ki bu da çok büyük bir rakam.” diyerek akıllı traktörlerin kullanıcısına sağladığı faydaları dile getirdi.

Mete Has, “Şu an dünyada izobas denilen bir sistem var. İzobas sistemini bir kablo ile traktör bağladığınızda, bir flash belleği bilgisayara takar gibi taktığınızda bilgisayarın nasıl flash bellekteki bilgileri gördüğünü düşünürseniz aynısını traktöre bağladığınız zaman bir kablo vasıtası ile onun bütün ayarlarını markası modeli ve onun ayar ekranını görebiliyorsunuz.” dedi.
Has, “İlaçlama olsun gübreleme olsun mibzerle ekim olsun, otomatik traktörden aldığı komutlar ve uydudan aldığı sinyalleri otomatik olarak ekipmana sağlayan sistemlerdir. Fazla ilaçlama ve fazla ekim yapma gibi hataları sıfıra indiriyorsunuz. Boş geçilmiş, işlenmemiş alanları da ortadan kaldırıyorsunuz.” bilgisini verdi.

Has şöyle devam etti: “Uzaktan servis kontrolü sistemlerinin takılı olduğu makinelerde bu sayede traktörün herhangi bir yerinde hata, arıza filtresinde tıkanma olduğunda şoför bunu anlamadan otomatik olarak anında merkeze bayiye isterlerse sahibine SMS olarak haber veriyor. Hatanın ne zaman ve ne olduğu belirleyip bilgilendiriyor.”

trak
trrr
trciftcilere-mujde-uzaktan-kumandali-akilli-tarim-makinalari-geliyor-CHA-683862-1-t
truzaktan-kumandali-dev-traktorler

Seo Ayarları Nasıl Yapılır ve All in One SEO Pack Kurulumu

WordPress‘in SEO açısından Google dostu olduğunu, websiteleri ile ilgilenen birçok insan biliyor. Peki wordpress nasıl google dostu olmaya hak etmiştir. Bence bunun temeli All in one seo pack eklentisinden geçiyor.

Her yazı için etiketler, yazdığımız yazı için oluşturmamız gereken bir açıklama yazısı ve yazımıza uygun title’i ayarlamak bahsettiğimiz eklenti olmadan biraz fazla zaman alıyor olabilir. Tam burada All in one seo pack eklentisi devreye giriyor. WordPress’in olmazsa olmazlardan ilki All in one seo pack eklentisidir. Benim seo ayarlarım bunlardır ve bu ayarlar tam doğru ayarlardır.

All-in-One-SEO-pack_1

All-in-One-SEO-pack_2

All-in-One-SEO-pack_3

All-in-One-SEO-pack_4

All-in-One-SEO-pack_5

All-in-One-SEO-pack_6

All-in-One-SEO-pack_7

All-in-One-SEO-pack_8

 

All in one seo pack son sürüm olduğu için bu kısmı eski sürümlere göre biraz farklı. Burada Google analytics ID  girerek Analytics kodunu buradan çalıştırabiliriz.

Burda gördüğünüz ayarlar All in one seo pack 2.1.2 sürüm ayarlarıdır. umarım size yardımcı olmuşumdur.

Modüler robotikler

Bu manyetik robot yapı blokları birbirine yapışıp ve hareket etmesini sağlayıp kolayca herkesin kendi robotunu oluşturmak için kullanılır, herhangi bir programlama gerekmez. Daha eğlenceli hal alan modüler robotiklerle hayal edebileceğiniz herşeyde kullanıp hareket katabiliyorsunuz .

Makineler arası iletişim olarak tanımlayabileceğimiz M2M teknolojileri, ancak bilimkurgu filmlerinde görmeyi umabileceğimiz robotları yakın gelecekte karşımıza çıkarabilir.

ABD’li araştırmacıların geliştirdiği robotik küplerin meydana getireceği robotlar, taşımacılık alanında çığır açabileceği gibi kendiliğinden oluşan masa, merdiven, köprü hatta makinelere dönüşecek.

Makinelerin insan kontrolü olmadan bilgi transferi ve belli fonksiyonları gerçekleştirmelerini sağlayan M2M teknolojileri, ABD’nin Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacılarının çalışmalarıyla robotik teknolojisinde yeni bir sayfa açabilir.

Amerika’nın Boston şehrinde bulunan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), birbirleri ile bağlantı kurabilen M-Block isimli modüler yapıya sahip bir robot geliştirdiklerini duyurdu.

John Romanishin, Daniela Rus ve Kyle Gilpin isimli MIT araştırmacıları tarafından küp şeklinde hazırlanan M-Block sistemi, içerisinde batarya ve 20,000 rpm hızında dönen bir volan mekanizması barındırıyor. Bu yüksek hızın bir anda durdurulması sonucu oluşan kuvvet ve diğer sensörlerin yardımıyla hareket edebilen ve aynı zamanda köşelerinde yer alan mıknatısların da yardımıyla diğer parçalara yapışabilen küpler, bu sayede kendi başlarına tek bir gövde oluşturabiliyorlar. Şimdilik ufak boyutlarda olmasına rağmen büyüklerine temel oluşturması beklenen M-Block sistemi, örneğin kendi kendine kurulabilen yapılar, Terminator 2 filminde yer alan sıvı robot benzeri kendini yenileyebilen ya da sıfırdan kurabilen robotlar ya da her türlü doğal afet veya diğer askeri amaçlar için uygun bir yapı ortaya koyuyor.

robotik lo
robotik
robotik

Orman İçinde Küre evler

Kanadanın Vancouver Island da büyük ağaçların içinde doğa ile başbaşa bu küre evlerde veya ağaçlara asılı çadırlarda tatil yapmak istermisiniz freespiritspheres.com sitesinde detaylı bilgi alabilirsiniz, galerimizde iyi seyirler dilerim

free-spirit-spheres_kure-evler_

Robotlardan sonra biyobotlar da hayatımızda

Yüzebilen biyobot üretmeyi başaran Amerikalı bilim adamları tıpta çığır açabilecek tedavi yöntemlerinde kapıyı araladı.

 

 

Biyobotlar, biyolojik ve mekanik yapıların biraraya getirilmesinden oluşuyor. Bilim adamlarının, daha önce 2012’de imal edilen yürüyebilen biyobot ların ardından üretmeyi başardıkları yüzebilen biyobotların, dokulara verimli ilaç iletiminden, kanser tedavisine, dokulara mümkün olan en düşük seviyede zararı verecek ameliyatlara kadar pek çok potansiyel tıbbi kullanım alanı bulunuyor.

ABD’deki Ilinois Üniversitesinden Prof. Taher Saif başkanlığındaki bilim ekibince geliştirilen biyobotlar Nature Communications adlı bilimsel dergide yayımlandı.

Biobotların özellikleri

 

Son derece küçük boyutlarda, esnek bir polimerden üretilen yüzen biyobotlar “baş” ve “kuyruk” olarak adlandırılan iki kısımdan oluşuyor. Baş ve kuyruk kısımlarındaki birleşme yerlerine eklenen kalp hücresi kültürlerinden elde edilen hücreler, kuyruğun iki yana hareket ederek bu yapının ileriye doğru yüzmesini sağlıyor.

 

Spermlerde de bulunan flagella adı verilen kamçıya benzer uzun kuyrukları bulunan tek hücreli canlılar model alınarak üretilen biyobotların baş ve kuyruk eklentilerindeki kalp hücreleri, tıpkı kalbin çarpmasına benzer bir şekilde kendiliğinden ayarlı ve senkronize bir şekilde hareket ediyor. Söz konusu hareket sonucu yapının baş kısmından gelen dalga kuyruk kısmına gidiyor ve böylece biyobotun, tıpkı bir sperm gibi kuyruğunu sallayarak ileri doğru hareket etmesi mümkün oluyor.

 

Üretilen biyobotun 454 mikrometre uzunluğundaki baş kısmının eni 57, boyu 27 mikrometre. Biyobotun 1,5 milimetre uzunluğundaki daha ince olan kuyruk kısmının eni 7, boyuysa 27 mikrometre. Mikrometre, milimetrenin binde birine eşit bir ölçü birimini ifade ediyor.

 

Tek kuyruklu biyobotun yanı sıra iki kuyruklusunu da üreten araştırmacılar iki kuyruğun, biyobotun daha hızlı yüzmesini sağladığını belirtiyor. Eklenecek daha fazla sayıda kuyruklarla biyobotların ileriye doğru hareketinin yanı sıra sağa, sola ve geriye doğru hareket etmesini sağlamak da mümkün.

 

Araştırmacılar, biyobotların ileride kimyasal maddeleri ve ışığı algılayabilecek, tıbbi veya başka ortamlar için geliştirilen uygulamalarda
belli bir hedefe yönelebilecek şekilde üretilmesinin hedeflendiğini kaydediyor.

biyobot

 

kaynak: hurriyet

Tinder Nedir Nasıl Kullanılır

Yeni Çöpçatan Uygulaması

Tinder, lokasyon bazlı çalışan, belirli km içindeki kullanıcıları bir birleri ile eşleştiren bir çöpçatanlık uygulaması.

 

 

Tinder çok basit ve temeli, ‘iki kişinin birbirini beğenmesine dayanan çok sade ve şık çöpçatanlık uygulaması. Profilimizi ayarladıktan sonra kriterlerimizi belirliyoruz “rastgele” deyip, uygulamanın bize uygun insanlar bulması ümidi ile bekliyoruz. Bir kaç tane bulduğu profilleri zevkimize göre “beğenip” ya da “pas geçmeyi” seçiyoruz. Eğer ki beğendiklerimizden geri bizi beğenirlerse sohbet kısmı açılıyor. Ve kolayca, “burası kastı msn var mı?” diyebiliyoruz.

 

 

Tinder ülkemizde fazla yaygın olmasa da yurt dışında çok yaygın olan bir program. Bir nevi dest-i izdivaç, bir nevi “bir çay içebiliriz” uygulaması.

tinder_nedir

———————————————————————————————————————————————-

Linkler resmi sayfasının linkleridir

Tinder Uygulamasını İndir

———————————————————————————————————————————————-

google play   app store

 

Bir buzdolabı size spam e-posta gönderebiliyor

Yen nesil tüketim eletronik eşyalarımız artık internet bağlandığı için dış tehditlere ne kadar açığız.
Normal şartlarda bir buzdolabından beklentilerimiz çok da büyük değildir. İçerisindeki yiyecek ve içecekleri bozulmadan koruması, soğutması, çok fazla enerji harcamaması bir de mümkünse buzlanma yapmaması yeterli. En azından yakın zamana kadar öyleydi.

Fakat artık buzdolaplarının ve çok sayıda ev eşyasının kablosuz ağlara bağlanmak gibi yetenekleri var. Durum böyleyken ev eşyalarının hacker saldırılarına karşı bir güvenliğe sahip olması da bu listeye eklendi…

Proofpoint araştırmacıları hackerların 100 bin farklı cihazı zombiye dönüştürerek, kendi botnet ağlarına kattıklarını gösteren yeni bir rapor yayınladılar. Rapora göre spam ve zararlı yazılım dağıtmak için kullanılan bu 100 bin cihazın içerisinde router’lar, akıllı TV’ler ve bir de buzdolabı bulunuyor.

Evet, bu sabah gelen kutunuza düşen Viagra reklamı bir buzdolabı tarafından gönderilmiş olabilir…

Olağan şüpheliler: Akıllı TV ve buzdolabı

26 Aralık 2013 ve 6 Ocak 2014 tarihleri arasında 750 bin zararlı yazılım içeren e-postanın gönderilmesi ile sonuçlanan bu olay, akıllı cihazların saldırganlar tarafından bu çaptaki bilinen ilk kullanımı gibi görünüyor.

Hacker’lar internete bağlı ev araçlarını toplu e-posta göndermişler ama bu yapılabilecek tek şey değil. Art niyetli kişilerin bu cihazları DDoS saldırıları düzenlemekten, Bitcoin madenciliğine kadar pek çok farklı amaçla kullanmaları mümkün.

Nesnelerin interneti (Internet of Things) kavramı her ne kadar önümüzdeki dönemde önemi daha da artacak bir konu olsa da, eninde sonunda güvenliğin bir sorun olarak ortaya çıkacağı zaten tahmin ediliyordu. Belki şu an için dünya çapında çok az kişinin evinde internete bağlı bir buzdolabı var ama bu durumun değişmesi kaçınılmaz. Aynı kısa zaman önceye kadar evlerdeki akıllı TV’lerinin sayısı çok daha azken artık daha sık görmeye başladığımız akıllı eşyalar piyasada boy atmaya ve alınmaya başlandı…

Dolayısıyla bu konulardaki bazı önlemlerin bugünden alınması artık kaçınılmaz hale gelmeye başladı. Bunda ilk görev bu tarz cihazların üreticilerine ve bu cihazların işletim sistemlerini geliştirenlere düşüyor. Ama yarın öbür gün akıllı klimanızın dünya çapındaki dev bir hacker saldırısının parçası olmasını istemeyen kullanıcıların da bu konuda bilinçli olmasında fayda var…